Cuma, 4. Aralık 2009
Ketayin EROĞLU adındaki ve iki çocuk annesi olan kadın 53 yaşında Kırıkkale’de domuz gribine yenik düştü…. Birden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan kadın hastanın yaşamını da kaybettiği bildirildi.Hastanede bir süre tedavi gören Ketayin Eroğlu’ndan alınan tahlil sonuçlarının Ankara Hıfzıssıhha Kurulu’na gönderilmesi sonucu netice pozitif çıkmıştı. 2 çocuk annesi Eroğlu, bugün hastanede kurtarılamazken, ailesi ve büyük üzüntü yaşadı. Daha önce Kırıkkale’de bir lise öğretmeninin eşi olan Şermin Akgül de Domuz gribi nedeniyle hayatını kaybederken, H1N1 vürüsünden Kırıkkale’de ölü sayısının 2’ye çıktığı belirtildi. Alınan son bilgiler bu şekilde…
Yorum yok
Çarşamba, 25. Kasım 2009
Prof. Dr. Münir Büke, hastalığın en fazla olarak solunum yollarıyla bulaştığına dikkati çekti.
Hasta insanların öksürük ve aksırığıyla havaya birçok damlacık yayıldığını, konuşurken 200-300, öksürürken 4 bin damlacığın havaya karıştığını kaydeden Prof. Dr. Büke, ”virüsü taşıyan kişi öksürüp hapşırırsa, 4 metreye kadar hiç temas etmeseniz bile size bulaşabiliyor. Havaya saçılan partiküller havada uzunca bir süre asılı kalabiliyor ve bunların solunmasıyla solunum yoluyla kişiye geçiyor” şeklinde konuştu.
Bunun dışında öksürük ve hapşırık sırasında mikrobun göz mukozasına yerleşerek de hastalığın bulaştığını belirten Prof. Dr. Büke, ”yine eller, yakın temas çok önemli. Bu nedenle hasta kişilerin mutlaka izole edilmesi, toplu bulunulan yerlerden uzak durması, maske takması lazım. Mutlaka sık sık ellerin yıkanması gerekiyor” dedi.
Okullar, sinemalar, toplu ulaşım araçları gibi kalabalık yerlerde riskin daha yüyksek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Büke, ”bütün vatandaşlarımız sık sık el ve yüz yıkamayı bu dönemde daha fazla önemsemeli. Öpüşmeye, tokalaşmaya biraz ara vermeliyiz. Hastalık bulaştırma bilinciyle, hastaların, öksüren kişilerin maske takması, öksürüp aksırırken mendil kullanmanın alışkanlık haline getirilmesi lazım” diye konuştu.
Prof. Dr. Büke, Türkiye’de gerekli önlemlerin olabildiğince alındığını, Sağlık Bakanlığının bu konuda ”uyanık” davrandığını söyledi.
Yorum yok
Çarşamba, 25. Kasım 2009
Aşının yan etkileri tartışılıyor
Büyük bir salgını önlemek için üretilen domuz gribi aşıları başta ABD ve Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başladı. Ancak acele bir şekilde hazırlanan ve piyasaya sürülen bu aşıların güvenilirliği büyük tartışma yarattı. Özellikle bu aşıların yol açabileceği yan etkilerin domuz gribinden daha tehlikeli olabileceğine dair yorumlar yapılıyor.
Londra merkezli Doğal Sağlık Birliği uzmanlarından Dr. Robert Verkerk bu kaygıyı taşıyan isimlerden. Verkerk, “Ben hastalık daha öldürücü hale gelirse aşılama yapılmasının daha doğru olduğuna inanıyorum. Ancak bu aşamada aşının taşıdığı riskler, faydalarına ağır basıyor. Kaygılarım özellikle hamileler ve altı ay altındaki bebeklere yönelik. Çünkü aşının doğmamış ya da çok küçük bebeklere nasıl etki edeceğini bilmiyoruz. Şu aşamada H1N1 vakalarının çoğu yumuşak. Zaten aşı virüsün şu aşamadaki haline uygun olarak gelişitiriliyor. Eğer virüs değişikliğe uğrarsa aşının etkisi yetersiz kalabilir” ifadelerini kullandı.
Aşı ölümcül olabilir
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Prof. Peter Collingnon da ülkesinin aşı konusunda beklemesi gerektiğini savundu. Geçen ağustos ayında da ABD Sağlık Bakanlığı’nın ülkenin önde gelen 600 nörologuna, “Yeni geliştirilmekte olan domuz gribi aşısı ölüme yol açabilecek bir sinir hastalığını tetikleyebilir” uyarısını içeren bir mektup gönderdiği ortaya çıkmıştı. Ancak aşının bir an önce uygulanmasını savunan bilim insanları da var. Avustralya Bağışıklık Araştırma Merkezi’nden Prof. Robert Booy, “Yan etkileri zaten birçok aşıda var olan bir sorun. Ancak gerçekten etkili bir yan etkisi olup olmadığını anlayabilmemiz için iki ya da üç milyon insanın aşılanmasını beklememiz gerek” dedi.
Yorum yok
Çarşamba, 25. Kasım 2009
Domuz gribi yayılıyor. Her ülke kendine göre tedbir alıyor. Bunların başında da aşı geliyor. Ama tüm dünyada ve Türkiye’de yeni gribin yeni aşısı tartışılıyor.
Tartışmanın odağında aşının yeteri kadar tes edilmediği iddiaları var. Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un sözünü ettiği faz 1 ve faz 2 uygulamaları, aşıların ruhsat alıp piyasaya sürülebilmesi için yapılması gereken araştırmalar.
Prosedüre göre, aşılar üretildikten sonra önce laboratuvarda test ediliyor. Ardından sırasıyla hayvanlar ve insanlar üzerinde uygulanıyor. Aşı uygulandığında oluşması hedeflenen “antikor” yani kanda koruyucu madde oluşup oluşmadığına bakılıyor.
Ama Sağlık Bakanlığı’na göre aşı bu testlerden geçti.
Piyasaya sürülmeden önce bir kaç bin gönüllü üzerinde denendi.
Hem bu nedenle hem de Türkiye’de de aşıya ruhsat vermek için Sağlık Bakanlığı aşı Ankara’ya gelince önce testlere devam edecek.
Hem kimyasal hem de hayvan üzerinde testlere tabii tutulacak, “içindeki katkı maddeleri neler, oranları ne kadar” bir kez daha kontrol edildikten sonra uygulanacak.
Peki uygulanacak aşının yan etkileri ne olacak? Şeracettin Çom “kızamık, kabakulak gibi aşılardan daha büyük bir yan etkisi yok” dedi, milyonda bir rastlanabilecek yan etkiyi de hatırlattı
Yorum yok